Kategori arşivi: Hemoroid

Hemoroid Videoları, Hemoroid tedavi yöntemleri, hemoroid tedavisi videolu, basur videoları, basur

Alkol Kadınlarda Meme Kanserine Neden Oluyor

Alkol Kadınlarda Meme Kanserine Neden Oluyor

ABD Oakland Üniversitesi Sürekli Tıbbi Bakım Programından Dr. Arthur Klatsky başkanlığındaki araştırma ekibi tarafından yapılan ve alkol türüne bakılmaksızın alkolün ne kadar tüketildiğinin asıl sorun olduğunun ortaya konduğu araştırma, İspanya nın Barcelona kentinde düzenlenen Avrupa Kanser Örgütü nün toplantısında açıklandı.

Araştırmada, alkollü içki tüketimi alışkanlığı olan 70 bin 33 kadına, 1978 ve 1985 yılları arasında, sağlık tetkikleri sırasında sorular soruldu. 2004 yılına kadar bu kadınların 2 bin 829 una meme kanseri teşhisi kondu.

Klatsky ve ekibi, araştırmalarında kadınların hangi tür alkollü içki içtiğini ve ne kadar tükettiğini inceledi ve günde bir kadehten az içenlerle karşılaştırma yapıldı. Araştırmacılar, şarap, bira ya da likör içen kadınlar arasında meme kanseri riski açışından bir fark bulunmadığını ortaya koydu.

Araştırmaya göre, günde bir kadehten az içen kadınlarla karşılaştırılan, günlük alkol tüketimi günde bir ya da iki kadeh olan kadınların, meme kanserine yakalanma riski yüzde 10, günde 3 kadehten fazla içki içen kadınlarınki de yüzde 30 daha fazla bulunuyor.

Çalışmayla bağlantısı bulunmayan İtalya daki Avrupa Onkoloji Enstitüsünden Patrick Maisonneuve, bu verilerin şimdiye kadar büyük ölçüde göz ardı edilen risk faktörleri olduğunu ifade ederek, örneğin biradan daha sağlıklı olduğunu düşündükleri için kadınların şarap içmesinin doğru olmadığını, sorunun alkollü içkinin türüyle değil, tüketilen miktarıyla ilgili olduğunu belitti.Bazı uzmanlar da insanların, bazı çalışmalarda kalp rahatsızlığına karşı koruduğu ortaya konan kırmızı şarabın sağlıklı olduğu yönündeki çeşitli öneriler bulunması nedeniyle de kafalarının karışacağına işaret etti. Klatsky de bu mekanizmaların hiçbirisinin meme kanseriyle bir ilgisi olmadığını kaydetti.

Bu arada, alkol tüketiminin meme kanseri üzerinde nasıl bir etkisinin olduğu tam olarak açıklığa kavuşmazken, bazı uzmanlar ise alkol tüketiminin, kandaki, kansere neden olabilecek hormon düzeylerini artırdığını düşünüyor. Öte yandan, İngiliz Kanser Dergisi nde (British Journal of Cancer) 2002 de yayımlanan verilerde, İngiltere de yılda 44 bini bulan meme kanseri vakalarının yüzde 4 ünün alkol tüketimiyle bağlantısı bulunduğu ortaya kondu. Ancak bu kadınların küçük bir bölümünün alkolü fazla tüketenler olduğunun düşünüldüğü belirtiliyor. Uzmanlar şimdi ise meme kanseri konusunda alkolü suçlamak için yeterli kanıt olduğunu ve kamuoyunu riski göz önünde tutabilmeleri için eğitmeye başlamak gerektiğini düşünüyor.

Alkol Gençlerde Hafızaya Zarar Veriyor

Alkol Gençlerde Hafızaya Zarar Veriyor

Doktorlar, gençlerin aşırı alkol tüketerek hafızalarına yıllarca zarar verebilecekleri uyarısında bulundu. 12 yaşındaki çocukların bile alkolizm tedavisi gördüğü uyarıları yapıldığı bir zamanda, bilim adamları, alkol tüketen gençlerde 20’li yaşlarına gelmeden önemli bozulmalar görüldüğünü ortaya koydu.

Aşırı alkol tüketmenin, beynin gelişmesindeki kritik aşamaya müdahale ettiği ve bu sorunun yaşla daha da kötüleştiği halihazırda biliniyor.

Araştırmacılardan Thomas Heffernan yaptığı açıklamada, “gençlerde aşırı alkolün ve içki alemlerinin, beyinde günlük hafızayı destekleyen bölüme zarar verdiğine dair kanıt bulunduğunu” söyledi.

Heffernan, bu gençlerin hafızalarına zarar vermekle kalmadıklarını, ayrıca bu durumun, gençlerin beyinleri gelişme safhasında olduğu sürece gelecek için de sorun oluşturacağını belirtti.

Northumbria ve Keele üniversiteleri tarafından denekler üzerinde yapılan bu araştırmanın sunumu, İngiliz Psikolojik Derneği konferansında yapıldı. Araştırmada incelenen deneklerin, beynin gelişme safhasında bulunduğu 17 ile 19 yaş arasında oldukları bildirildi.

İçki içince yüzleri kızaranlar dikkat!

İçki içince yüzleri kızaranlar dikkat!

New York Times gazetesinin haberinde, içki içildiğinde kişide beliren, mide bulantısı ve çarpıntının eşlik ettiği yüz kızarıklığının, çoğunlukla ALDH2 adlı bir enzimde kalıtsal olarak getirilen kusurdan kaynaklandığı ve Doğu Asya halklarının üçte birinden fazlasının, bu özelliği taşıdığı belirtildi.

ABD de yapılan bir araştırmanın yazarı ve Ulusal Alkolün Kötüye Kullanımı ve Alkolizm Enstitüsü araştırmacısı olan doktor Philip J. Brooks, söz konusu özelliğe yol açan genin iki kopyasına sahip kişilerde alkole verilen tepkilerin çok ağır olması nedeniyle bu kişilerin çok fazla miktarda alkol tüketemediklerini, ancak tek bir kopya bulunanların, çok fazla alkol alma potansiyeline sahip olduklarını söyledi.

Sonuçları PLos Medicine dergisinde yayımlanan araştırmada, genin tek kopyasına sahip kişilerin, enzimdeki bu kusur nedeniyle vücutta biriken asetaldehit toksinine tolerans geliştirebileceği belirtildi.

Araştırma, ALDH2 enziminde kusur olan ve günde iki kadeh bira tüketen bir kişinin, enzim eksikliğine sahip olmayanlara oranla gırtlak kanserine yakalanma olasılığının 6 ila 10 kat daha fazla olduğunu gösterdi.

Söz konusu enzim kusuruna sahip Japon erkekler üzerinde yapılan araştırmada da, bu erkeklerin, haftalık alkol tüketimlerini 16 kadehin altına düşürdüklerinde, gırtlak kanserine yakalanma olasılıklarının kaydadeğer biçimde azaldığı gözlendi.

Doktor Philip J. Brooks, yüzün içki içmeye başladıktan 10 ya da 15 dakika sonra kızarmasının, çok yüksek olasılıkla ALDH2 enziminin kusurlu olduğunu gösterdiğini sözlerine ekledi.

TTB Çoğu İlaç Gereksiz Dedi

TTB Çoğu İlaç Gereksiz Dedi

Türk Tabipler Birliği Merkez Konsey Başkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy, piyasada satılan 6 bin çeşit ilacın %70 i piyasadan kalksa halkın sağlığında hiçbir olumsuzluk yaşanmayacağını ifade etmiş (9 Mart 2009, Medimagazin sayı;422 sayfa;28)! Bu haberi okuduğumda karşımda oturan uzman hekim arkadaşım “az bile söylemiş” diye hocamızı onayladı. Hoca devam ediyor “Bugün hastalıkların tedavisi için ilaç üretilmiyor, ilaç için hastalık aranıyor”.

Bu ifadeler dev bir ilaç firması CEO sunun “hasta insanlara ilaç satmak yetmez, sağlıklı insanlara da ilaç satmak lazım” ifadeleri ile ne de güzel örtüşüyor.

Devamı www.hekim.org sitesinde

Bonzai Kalıcı Tehlike Saçıyor

Bonzai Kalıcı Tehlike Saçıyor

Her uyuşturucu madde gibi bonzai olarak adlandırılan madde de kalıcı psikolojik hastalıklara sebep oluyor.

Son günlerde adını sıklıkla duyduğumuz ve gençler arasında hızla yayılan Bonzai ve benzeri sentetik uyuşturucular; Türkiye’de Jamaican, Bombay mavisi isimleriyle, yurtdışında ise K2 ve Spice isimleriyle de adlandırılıyor. Bu uyuşturucu, Bonzai bitkisinin çeşitli zehirli kimyasallarla karıştırılmasıyla elde ediliyor. Bu kimyasal maddelerden bazılarının neler oldukları ve uzun vadede ne gibi zararlara neden oldukları henüz tam olarak bilinmiyor. Ancak, eroin düzeyinde bağımlılık yapabilen bu uyuşturucular, kullanıcıları kalıcı psikolojik hastalık ve ölüm riskleriyle tehdit ediyor. REEM Nöropsikiyatri Merkezi’nden Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, konuyla ilgili görüşlerini paylaşıyor.

Bağımlılığa devam etmek felakete sürüklüyor

En tehlikeli uyuşturucular arasında yer alan Bonzai, gençler arasında ölüm saçıyor. Uyuşturucu tedavilerinde kullanılan telkin, psikoterapi gibi yöntemlerle bağımlılığın bırakılması bazı hastalarda ‘’Nasıl olsa istediğim zaman bırakabiliyorum, bir kere içmemde ne var ki.’’ düşüncesiyle uyuşturucuyu bırakmayı ertelemeye ya da tekrar başlanmasına neden olabiliyor. Ancak bırakmayı ertelemek ya da tekrar kullanmaya başlanmak kişiyi felakete sürüklüyor. Çünkü kullanıcı tekrar tekrar uyuşturucuya dönmekte, bu ise kalıcı fiziksel ve psikolojik hastalıkların oluşarak ağırlaşmasına, giderek beynin ve bedenin tükenmesine neden olmaktadır.

Yüksek bağımlılık oluşturuyor

Bonzai kullanan birçok kişi, henüz bu sentetik uyuşturucunun nasıl bir zehir olduğu konusunda yeterli bilgiye sahip değildir. Bu uyuşturucu bağımlılığında, kokain ve eroin gibi giderek artan dozlara ihtiyaç duyulmaktadır. 7-8 ay sonra başlangıçta alınan miktarın 20-30 misline çıkılmakta, bu ise beynin iflası anlamına gelmektedir. Bonzai süratle bağımlılık geliştirmekte, kullanıcıları bir gün bile kullanmadan duramamakta, hayatları sadece uyuşturucu üzerine odaklanmaktadır. 

Unutulmamalıdır ki, her uyuşturucu madde daha kuvvetli bir uyuşturucuya dönüşüm yapar, kullanılan maddenin dozu giderek artar ve en sonunda da ölümle sonuçlanabilir. Ulaşılan sahte keyif hali ne kadar yüksekse, bağımlılık derecesi de o kadar şiddetli olur. Kişi doğal zevklerden keyif alamaz olur, nihayetinde beyin ve beden iflasa gider.

Bonzai, kalıcı psikolojik hastalıklara neden oluyor

Bonzai maddesini yüksek dozda kullanan kişiler, ölüm hissini yoğun bir şekilde yaşar. Bonzai, bir nevi panik atak etkilerini ortaya çıkararak nefes alamama, bayılma hissi, kalp çarpıntısı gibi etkilerin devamlılığını kronik bir psikolojik rahatsızlığa çevirir. Diğer uyuşturucular gibi mutluluk, coşkunluk vermesinden çok ajitasyon, sinirlilik, algılarda bozukluk yaratması sebebiyle suç işleme eğilimini de beraberinde getirir. Ayrıca duygu durum bozukluğu, depresyon, odaklanamama, anksiyete, içe dönüklük, yalnız kalma isteği, tedirginlik, aşırı korku, kaygı, telaş, unutkanlık, öğrenme güçlüğü, sinirlilik, agresiflik, ani tepkiler de Bonzai kullanımıyla ortaya çıkabilen sorunlardandır.

Kalbin durmasına neden olabilir

Bonzai, esasında birkaçı bilinmekle beraber hangi kimyasallardan oluştuğu tam olarak bilinmemektedir. Uyuşturucunun alınmasından 3-5 dakika sonra, yoğun bir ölüm korkusu ile beraber adeta bir panik tablosu yaşanmaktadır. Kalbin atışları anormal yükselmekte, bazen de yüksek ritme ayak uyduramamakta ve durmaktadır. Kişinin ölümünün ise, kalp krizinden oluştuğu sanılmaktadır. Bu nedenle, şüpheli kalp krizi ölümlerinde Bonzai kullanımı araştırılmalıdır.

Bonzai beyne ciddi zararlar veriyor

Bonzai’nin beyne olan yıkıcı etkileri, bazen bir defa kullanımda bile kendini gösterebilir. Beynin öğrenme ve algılama merkezlerinde kalıcı bozulmalar yapabilen Bonzai; algılama, idrak, öğrenme ve hafızada kalıcı bozulmalar yapabilmekte, insanı adeta robotlaştırmaktadır. İlerleyen süreçte dikkat ve düşünce yapısı da bozulmakta, demans benzeri sendromlar ortaya çıkabilmektedir.

Bonzai maddesinin vücuda verdiği diğer zararlar

Bonzai kullanımı anında ve sonrasında kişide ortaya çıkan semptomlar; yorgunluk, konuşma bozukluğu, yürüme bozukluğu, gözde kanlanma ve morarma, göz bebeğinin ışığa tepkisinde farklılıklar, mide ve bağırsak problemleri, duyma problemleri (yankı, ses kaybı) şeklinde sıralanabilir. Bonzai herhangi bir coşkunluk, mutluluk hissi yaratmadığı halde kişi histerik şekilde gülebilir ve aniden üzgün veya sinirli pozisyona geçebilir. Bu kişide duygularını yönlendirememe hali oluşturur ve uzun vadede kişi bunalıma sürüklenir. Çocuğunun kullandığından şüphe eden ebeveynlerin dikkatli olması, fiziksel ve psikolojik etkilerini takip edip bu problemin önüne geçmesi gerekmektedir. Gerektiğinde profosyonel yardım alınmalı, asla geç kalınmamalıdır.

Aile Hekimleri Uyuşturucuyla Mücadele Edecek

Aile Hekimleri Uyuşturucuyla Mücadele Edecek

Kahramanmaraş’ta uyuşturucu ile mücadele devam ediyor. Halk sağlığı müdürlüğü kentte görev yapan aile hekimlerini merkezde toplayarak uyuşturucuyla mücadele hakkında seminerler düzenledi. Seminerlerde aile hekimlerinden konuyla ilgili duyarlı olmaları söylendi.

Uyuşturucu İle Mücadele Acil Eylem Planı ve Ulusal Tütün Kontrol Programı Eylem Planı kapsamında bakanlığımıza verilmiş temel sorumluluklardan bir tanesi de birinci basamak sağlık hizmetleri bu alanda güçlendirilmiştir, Bu doğrultuda aile hekimlerine eğitim vermeleri için illerden görevlendirilen personel başkanlığımız tarafından gerek teknik kapasitelerinin gerekse eğitim becerilerinin artırılması amacıyla eğitici eğitimi verilmiştir, Alınan 5 günlük bu eğitim doğrultusunda ilgili personel tarafından kendi ilinde görev yapan aile hekimlerine yönelik bağımlılıkla mücadele eğitimlerinin verilmesine talep edilmiştir,

EĞİTİM OLDUKÇA VERİMLİ GEÇTİ

Bu doğrultuda ilimizde görev yapan aile hekimlerine bağımlılıkla mücadele konusu kapsamında çeşitli konu başlıklarını içeren eğitimin; 17-18 Kasım 2015 tarihinde ikinci grubun ilk oturumu gerçekleştirilmiş olup, eğitime aile hekimlerinin yanında uyuşturucu İl Koordinasyon Kurulu üyelerinin de katılımı sağlandı, Eğitime; Necip Fazıl Şehir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mehmet Enver Analan, Aile Hekimliği Uygulama Şube Müdürlüğü Uzm, Dr, Ayça Şafak Tekin ve Akıl ve Ruh Sağlığı Birim Sorumlusu Psikolog Oya Birsen eğitimci olarak katılmıştır.

 

Sosyal Medya Alkol Bağımlılığından Tehlikeli

Sosyal Medya Alkol Bağımlılığından Tehlikeli

Sosyal medyayı bilinçsiz kullananları büyük bir sorun bekliyor; depresyon, benlik karmaşası, kişilik bozukluğu. Sosyal medyayı bilinçsiz kullanım depresyona yol açabilir.

Psikiyatrisi Prof. Dr. Kemal Sayar, Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal paylaşım sitelerinde çok fazla zaman harcanması durumunda, “günlük hayattan geri kalma, sorumluluklarını yerine getirememe ve günlük işlevselliğin azalması” gibi sorunların yaşanabildiğim söyledi. Sayar, “Kişi, zamanla gerçek hayattaki emek ve sabır gerektiren kalıcı ve derin deneyimlerden uzaklaşmaya başlar. Anlık doyum ve tatmini bir an önce sağlamaya çalışarak, uzun süreli doyumları unutur. Sosyal medyada çok vakit geçiren kişi için uzun süreli mutluluğun, neşenin ve derin hislerin yerini yüzeysel ve anlık duygular alır” dedi.

SİGARADAN DAHA TEHLİKELİ

Sosyal medyanın giderek bağımlılığa dönüştüğünü belirten Sayar, bunun alkol ve sigara bağımlılığından bile daha tehlikeli olabileceğinin birçok araştırmacı tarafından ortaya konulduğunu vurguladı.

Bu Hastalıklar Genç Yaşlı Ayırmıyor

Bu Hastalıklar Genç Yaşlı Ayırmıyor

Yaşlılık hastalıkları olarak anılan “kalp ve damar hastalıkları” artık herkesin kapısını çalıyor.

   Çağın yenilenmesi hayat şartlarını da zorlaştırıyor. Zorlaşan hayat şartları ise sigara/alkol gibi bağımlılıklar ve stresi tetiklediği gibi sağlıklı yaşama ayrılan zamanı da kısıtlıyor. Tüm bunlar ise genç yaşlı demeden tansiyon, kötü kolesterol ve kalp yetmezliğine neden oluyor.  

Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Bünyamin Yavuz “ Bir zamanlar 60 yaş ve üzeri kişilerde görülen kalp ve damar hastalıkları artık yaşlanmayı beklemiyor. 45 yaş üstü herkes risk altında” diyor. 

Mutlaka Muayene Olun

Hayati risk taşıyan tansiyon, kolesterol ve kalp yetmezliği uzmanlara göre 45 yaş üstü erkekler ve 55 yaş üstü kadınlar için risk. Ailede erken kalp hastalığı öyküsü olan herkesin hangi yaş grubunda olursa olsun mutlaka gerekli kontrolleri yaptırması gerekiyor. Doç. Dr. Bünyamin Yavuz yüksek tansiyon ve kalp yetmezliğinin organ hasarı başlamadan belirti vermediğine dikkat çekiyor ve ekliyor “ 15 dakikalık bir muayene ile ömrünüze yıllar katabilirsiniz” 

Tansiyon Deyip Geçmeyin

Kalp damar hastalıklarının başında yüksek tansiyon geliyor. Yüksek tansiyon 60 yaş üzerindeki yaşlı nüfusun yüzde 70’inde, erişkin nüfusun ise yüzde 30’unda görülüyor. Doç. Dr. Bünyamin Yavuz kalp, böbrek, göz ve beyin damarlarının yüksek kan basıncına uzun yıllar sessizce direnebildiğini, bu nedenle de hastalığın belirti vermeden ilerlediğine dikkat çekiyor. Kontrol altına alınmadığında kalp yetmezliği, kalp büyümesi, damarlarda daralma, felç, böbrek yetmezliği ve körlük gibi ciddi sorunlara neden olan yüksek tansiyonun tekrarlanan ölçümlerle saptanıyor. Tanı kan basıncının bir hafta ara ile yapılan iki ayrı ölçümde 140/90 mmHg ve daha üzerinde çıkması ile konuyor.

Tansiyon Nasıl Düşer?

Sarımsak en çok tanınan tansiyon düşürücüdür, kilo vermek, düzenli spor yapmak ve günde 5gr altında tuz tüketmek tansiyon düşürücü etkisi olan faktörlerdir. Akdeniz tipi diyetle beslenmek, alkolden uzak durmak kullanılan ilaç dışı tedavi yöntemlerindendir. Bu metotların denenmesine rağmen tansiyon düşmüyorsa mutlaka kalp doktoruna başvurulmalıdır. 

Kalbiniz Size Yetiyor Mu?

Kalp hastalıklarından en sık görülenlerinden biri de kalp yetmezliği. Kalp yetmezliği kalbin egzersiz sırasında dokulara kan pompalamada yetersiz kalmasıyla ortaya çıkıyor. İleri safhalarında dinlenme anında bile nefes darlığı, halsizlik, şişlik, gece öksürüğü, düz yatamama gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Kalp yetmezliği her yaş grubunda görülebildiği gibi özellikle 45 yaş üzerinde ölümcül sonuçlar doğurabiliyor. Bu nedenle 45 yaş üzeri herkesin ekokardiyografi çektirmesi gerekiyor.

Mutluluğun Yolu “İyi Beslenmek, Egzersiz Yapmak”

Kalbiniz sizin için günde 100 bin kez atıyor. Peki siz onun için ne yapıyorsunuz? Doç. Dr Yavuz kalp sağlığını korumak için şu tavsiyeleri veriyor :

“Düzenli ve uygun egzersiz, kalbi korumak için şart. Fiziksel ve duygusal olarak kendini iyi hisseden her birey, hastalıklarla mücadelesini daha sağlıklı sürdürür. Bu nedenle 45 yaş üzeri herkesin haftada en az iki kere ve en az 20 dakika sürecek yürüyüşler yapması gerekli. İmkanınız varsa yüzün. Yüzmek en sağlıklı egzersizlerden biridir. Burada sağlıklı beslenme, düzenli uyku da çok önemli. Ayrıca yapılan araştırmalar düzenli seks hayatı olan erişkin ve yaşlıların, kalp ve damar hastalılarından ölme riskinin daha az olduğunu ortaya koydu. Bunu da göz ardı etmemek.”

 

Bilinen 7 kanserin nedeni “Alkol”

Bilinen 7 kanserin nedeni “Alkol”

Yapılan araştırmalar alkol tüketiminin doğrudan 7 tür kansere sebep olduğunu ortaya çıkardı.

Dünya çapında son 10 yılda yürütülen araştırmalar, alkol tüketiminin kanserin 7 türüne doğrudan neden olduğunu ortaya koydu.

Yeni Zelanda’da Otago Üniversitesi Koruyucu İlaç Bölümünden Dr. Jennie Connor ve ekibi, son 10 yılda Dünya Kanser Araştırma Fonu, Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı, Dünya Sağlık Örgütü ve diğer kuruluşlar tarafından yürütülen çalışmalardan yola çıkarak, alkol kullanımının ağız, gırtlak, göğüs, kolon, karaciğer, yemek borusu ve bağırsak kanserlerine neden olduğu sonucuna vardı.

Connor, sadece 2012 yılında alkol kullanımının neden olduğu kanser türlerinden hayatını kaybedenlerin sayısının yaklaşık 500 bin olduğunu kaydetti. Connor, az alkol tüketiminin bile kansere neden olduğunun tespit edildiğini belirtti.

Dünya Kanser Araştırma Fonundan Susannah Brown, “Yürütülen araştırmaların sonuçlarına göre, alkol tüketimi arttıkça, kansere yakalanma riskinin de arttığını görüyoruz.” ifadesini kullandı.

Alkolle kanser arasındaki bağlantı tam olarak açıklanamasa da alkolün DNA’ya zarar verdiği, hücrelerde mutasyona neden olduğu belirtiliyor.

Sonuçları değerlendiren uzmanlar, kanser riskinin azalması için alkol kullanımını azaltma çağrısı yapıyor.

Araştırmanın sonuçları “Addiction” dergisinde yayımlandı. 

 

Alkolün azı da çoğu da zarar

Alkolün azı da çoğu da zarar

40 yıl önce alkolün makul seviyede tüketilmesi ile kalp krizi riskini azalttığının açıklanması ile alkol satışları artmıştı. Bugün ise alkolün çok azının dahi kansere neden olduğu açıklanıyor.

Ocak’tan itibaren başta İngiltere, ABD ve Rusya olmak üzere birçok ülkenin, alkolün makul seviyede tüketilse bile sağlığa hiçbir faydası olmadığını açıklamasının ardından dünya genelinde alkol satışları hızla düşüşe geçti

40 yıl önce ABD’li kardiyolog Arthur Klatsky, ilk kez alkolün makul seviyelerde tüketilmesi durumunda kalp krizi riskini azalttığına yönelik bilimsel araştırmasını açıkladı.

Bu araştırmanın ardından yapılan diğer çalışmaların da benzer veriler vermesiyle bilim insanları, alkolün makul seviyede tüketildiğinde kalp hastalıklarına karşı faydalı olduğu açıklamasını yaptı. Hatta ABD Sağlık Bakanlığı bu araştırmaların ardından, 1995’de, makul miktarda alkol tüketmenin kalp hastalıklarına yakalanma riskini büyük ölçüde azalttığını duyurdu. Bunun üzerine de dünya genelinde alkol tüketimi hızla yükselişe geçti.

DÜŞÜK SEVİYEDE TÜKETİLSE DE KANSERE YOL AÇABİLİYOR

Ancak son yıllarda yapılan yeni araştırmalar ise düşük seviyede tüketilen alkolün bile kanser riski taşıdığını ortaya koydu. Bu da geçtiğimiz Ocak ayından itibaren başta İngiltere, ABD ve Rusya olmak üzere birçok ülkenin, alkolün makul seviyede tüketilse bile sağlığa hiçbir faydası olmadığını açıklamasına ve tavsiye kararlarını geri çekmelerine neden oldu. Dünya genelinde alkol satışları hızla düşüşe geçti. Söz konusu açıklamaların ardından Güney Kore ve Avustralya yönetimlerinin de benzer kararlar almasının ardından, alkol endüstrisi büyük panik yaşamaya başladı.

Rusya’da 2011’den bu yana alkol satışları yüzde 20 düşüş yaşarken, Avustralya’da kişi başı her yıl bir litre daha az alkol tüketildiği açıklandı. Bu hızla giderse alkol endüstrisinin büyük çöküş yaşayacağının farkına varan alkol üreticileri ise on milyonlarca dolar harcayarak ülke yönetimlerine baskı yapmaya başladı. Dünyaca ünlü alkol üreticileri, alkolün makul seviyede tüketildiğinde sağlığa çeşitli faydalarının olduğunun kamuoyuna duyurulmasını istiyor. Firmalar, bu sayede tekrar eski satış oranlarını yakalamayı amaçlıyorlar.